25 Aralık 2016 Pazar
Korkankorkmaz’dan 2 Yeni Kitap Şiirleri, öyküleri, kitap tanıtım yazıları, şiir üzerine yazıları ve söyleşileri ile Mersinlilerin yakından tanıdığı şair Bedriye Korkankorkmaz, Yaşamak Çocuğum, Kitaplarla Söyleşi ve Ruhlarla Söyleşi adlı kitaplarının ardından Eski Eser Karanfiller ve Tinsel Söyleşiler adlı iki yeni kitabını daha okurlarıyla buluşturdu. Kültür & Sanat Hit: 55 / Yorum: 0 / 25 Aralık 2016 12:51 Korkankorkmaz’dan 2 Yeni Kitap -A +A Ölü yazarlarla konuştunuz mu hiç? Gelip yanı başınıza oturup dertleştiler mi sizinle? Hayatlarını, kitaplarını, acılarını anlattılar mı? Bir biyografiye sığdırılmış hayatın ötesine geçerek, yüreklerini açtılar mı size? Bedriye Korkankorkmaz, kâh bir ağacın altında, kâh bir uçak koltuğunda, kâh bir hastanenin bekleme salonunda karşılaştığı yazarlarla, şairlerle, filozoflarla bugünün dünyasında söyleşiyor. Goethe'den Thomas Hardy'ye, dünya edebiyatının isimleri yaşamlarının ve yapıtlarının gizlerini fısıldıyorlar bize. Yazarı ve şairi fildişi kulesinden çıkarıp en insan haliyle dünyamıza konuk eden, eşsiz bir yapıt Tinsel Söyleşiler. TİNSEL SÖYLEŞİLER - BEDRİYE KORKANKORKMAZ Şair ve eleştirmen Bedriye Korkankorkmaz Tinsel Söyleşiler adlı kitabını muhabirimize tanıtırken, “İnsanın ruhsal, duygusal, ille de düşünsel bilinmezliğini bilinir yapmak hiç kuşkusuz ki imkânsız. Çocukluğumdan kalan bir merakla bu imkânsız duygunun peşinden koşuyorum soluk almadan. Pope'nin "İnsanlığı incelemenin en uygun yolu insanı incelemektir" düsturundan yola çıkarak yazın tarihine altın harflerle adlarını yazdıran düşünürlerin, yazarların, şairlerin biyografilerini, eserlerini okuyorum. Okuduklarımdan yazın’a yazıya bakışlarındaki farklılıkları algılamaya çalıyorum” ifadesini kullandı. Korkankorkmaz, okurlarına Tinsel Söyleşileri şu cümlelerle anlattı: “Biyografiler, derinlemesine tanımak istediğim düşünürlerin, yazarların, şairlerin psikolojik portrelerini, yazın dehalarını daha yakından tanımama yardımcı oluyor. ‘Tinsel Söyleşi’ adlı yapıtımda biyografilerini okuduğum, eserlerini incelediğim düşünürlere dair ruhsal analizler yaparak onların insan yanına ulaşmaya çalıştım. Bir yazarı ve bir düşünürü yakından tanıma isteği, onun eserlerini gereği gibi algılamaktan geçiyor. Başka başka çağlarda yaşamış olmalarına rağmen onlarla hâlâ ortak düşünce ile ortak sevme biçimi geliştiriyor olmaktan tarif edilmez bir mutluluk duyuyorum. ‘Tinsel Söyleşiler’ adlı yapıtımı yazarken bir kez daha algıladım ki, kendi gerçeklerine dilin gerçekleri kadar sadık olan her düşünür, yazar ve şairden öğreneceğim çok şey var. Anılarını, günlüklerini, itiraflarını… Gerçek bir sanat yapıtı ile gerçek bir sanatçıyı sahtesinden ayırmayı da öğreniyorum bu sayede. Gerçek bir sanatçı, sanatını yaratırken aklını ruhunu ve düşüncelerini bir noktaya yoğunlaştırıyor. Doğal olarak içinde bulunduğu anda yaşıyor kendini unutarak. Anın dışına çıkmıyor sadece dünyasının/ dünyanın dışına çıkarak evresel sanatı eseriyle yaratıyor. ‘Tinsel Söyleşi’ adlı yapıtımda irdelediğim şair, filozof, yazar ve düşünürlerin yapıtlarına yansıyan insan yönleri yaratım biçimleri bakımından özünde evrenseldir. Yazınımızın yüz akı olan sayılı yazar, şair düşünür de aynı yoğunluk aynı sabır ve aynı birikimle yaratmış eserlerini. En önemlisi de gerçek bir sanat yapıtının anlaşılmak için hiç mi hiç acelesi olmadığını ve sabretmenin erdemine ermenin, bir edebiyatçı için önemini kavradım bir kez daha Tinsel Söyleşiler’i yazarken. Sorumluluk duygusu ve yazın sevdası içerisinde, kılı kırk yararak yabancı eserleri bizlere kazandıran çevirmenler sayesinde kavrıyorum edebiyatın evrensel rolünü. Bu vesile ile çeşitli dünya edebiyatı ürünlerini dilimize kazandıran çevirmenlerin çok önemli bir iş yaptığını vurgulamak istiyorum. Yaratıcı kişi, düşünce düzeyini sürekli yükseltmeli yaratacağı nitelikli eserler için. Bir sanatçının sanatçı dehasına ulaşmak ne kadar zorsa, o sanatçının insan yanına ulaşmak da o kadar zor; hatta imkânsızdır. Kendi çağdaşım olmayan bu düşünür yazar ve şairlerin eserlerini okumak düşün zenginliğinin kapılarını açıyor bana. Tinsel Söyleşi yapıtımı yazarken öğrendim bir sanatçıyla okur arasında geliştirilen gerçek dostluğun paha biçilmez kıymetini. Sanatçının gerçekte bir lider olma derdi olmadığı gibi, arkasında devletin olanakları da yoktur. Onlar yaşadıklarından ve sözcüklerle olan akrabalığından yola çıkarak hayat ve bilgi birikimini yazıya aktarırlar. Bu yolla tanımadıkları birçok insanın duygu ve düşün dünyasına nasihat etmeden ışık yakıyorlar. Yaktıkları ışık sayesinde iç karanlığından kurtulan okuyucu hayatın ve kendisinin çıplak gerçeğiyle daha erken tanışıyor. İnsanın nesilden nesile aktardığı temel sorun, insan onuruna yakışır bir hayatı idame ettirmesi gerektiğinin tartışılmazlığıdır. Her şeyin geçici ve kaypak olduğu günümüzde, insanı içten içe zorlayan temel içgüdü kendi gerçeğini kavramak ve yaşadıklarıyla kendisini tamamlamak olmalıdır. İnsanın varlığıyla hayata artı değerler kazandırmayı yaşama nedeni olarak algılaması her insanın birinci dereceden sorumluluğu olmalıdır. İnsanın hayatta varlığıyla kapladığı alan düşündüğünü yaşama geçirdiğiyle sınırlıdır. Bilinçli her okurun arayışı bu duyguyla besleniyor. Nitelikli ve bireysel paylaşımların toplamında hayatın kalite çıtası yükselir. Tinsel Söyleşiler yapıtımda ben de yazım kalite çıtamı yükseltmek istedim. Ne kadar başardığımı bilmiyorum. Yaşadıklarımızdan biliyorum; insan her koşulda kendisini aldatmaya meyillidir. Aldatmanın biçimlerine göre değişiyor insan hayatındaki yansıması. İnsanın en büyük açmazı bu masum aldatmalarla başlıyor ve zamanla bir birikime dönüşüyor içinde. Bu tehlikeli birikim, zamanla bir iç savaşın başlamasına neden oluyor. Bu kaçınılmaz savaşın karşısında kimliğimizi korumamız için zırhlara ihtiyacımız var. Yazdıklarıyla içten içe bizi kuşatanlar, içimizdeki içten uyanışı kavramamıza yardımcı olanlar ve bize tünelin ucundaki ışığı gösterenlerdir zırhlarımız. İnsanın benliğine ulaşmasının öneminden söz edip duruyoruz, ama bu bilinç uyanışının insan ruhunda yarattığı tehlikeleri göz ardı ediyoruz diye düşünüyorum.Ben bu farkı Tinsel Söyleşiler yapıtımda göz ardı etmemeye özen gösterdim. Düşünürlerin, yazarların, şairlerin, hayatımıza kattığı en önemli kazanımların başında bizi bilinç uyanışındaki kâbuslardan korumak geliyor. Her koşulda üstesinden gelemediğimiz sorunlardan dolayı kendimizi bir uçurumunun tepesinden aşağı bırakmak istediğimiz anlar oluyor. Yakınlarımızdan önce bu tehlikenin farkına varan da onlardır. Onlardır bize bilinç uyanışımızı doğru kavrama yetisini kazandıran ve yeni kurtuluşumuzu doğru sahiplenmemizi bize öğreten. Gerçek sanatçı sadece içinde yaşadığı çağın değil, kendisinden önceki çağın sosyal tabakasındaki sınıfsal adaletsizliğini, siyasal mekanizmalarının çarpıklığının insan ruhu üzerindeki etkilerini, insan ruhunu parçalara ayırarak bir büyüteç altında psikologlara iş bırakmayacak değin derinlemesine inceler. Bu bağlamda sorumluluk bilinci derinleştikçe insana yaklaşımı da derinleşiyor gerçek sanatçının. Dostoyevski'yi anlamamız yeterli. O ki, bitip tükenmeyen bir kaynaktır ruhbiliminde. İnsanın aklı ile tutkuları arasındaki savaş, yaşadığı sürece bitmiyor. Yüreğini, o bitip tükenmeyen güçlü savaşın götürdüğü yere götürenler ruhun bu yöntemle daha yükseklere çıkabileceğini biliyor. Yükseklerde gözü olan ruhum soruyor bana: ‘Neyi başarmak istiyorsun? Okuduklarını yaşamına geçiriyor musun?’ diye. Söz konusu insansa tüm söylenenlerin, yazılanların eksik kaldığını biliyorum. Yazdığım Tinsel Söyleşiler adlı yapıtımdan biliyorum, insanın kendi özünden birkaç damlasının yabancı damarlara aktarmasının zamanının ve sınırının olmadığını. Daha ben doğmadan yaşam serüvenlerini noktalamış yazarların, şairlerin ve düşünürlerin eserleri sayesinde onlarla tutkulu bir ilişkiyi aratmayacak değin dolu dolu saatler geçirdiğim için mutluyum. Düşünüyorum da dünyamın oluştuğu tek tek izlenimlerimin çoğunu Tinsel Söyleşiler adlı yapıtıma borçluyum. İnsanlığın hayat serüvenlerine tanıklık etmeyi, dünyayı sayısız insanın ruhsal bakışlarıyla görmeyi, bu yolun henüz başında olduğumu öğrenmeyi okuduğum kitaplara borçluyum.” ESKİ ESER KARANFİLLER - BEDRİYE KORKANKORKMAZ Korkankorkmaz Eski Eser Karanfiller adlı kitabının ise okurlarının beğenisini kazanacağını umduğunu söyledi. ‘Eski Eser Karanfiller’ adlı şiir kitabının ‘Yaşamak Çocuğum’dan sonra yazdığı ikinci yapıt olduğunu anlatan Korkankorkmaz, “Eski Eser Karanfiller’de kalıcı ve sorgulayan şiirlerimin okuyucuya beni unutturmasını istiyorum. Şiir, şairinin unutturduğu sürece okuyucunun yüreğinde şairini ölümsüzleştirir. Şiirimin anlamı ve çekirdeği sayılan imgeye tutkuyla bağlandım ve aynı tutkuyla şiirinin, daha iyi bir dünya kurma özleminin heyecanını da duyumsatmasını istedim okuruna. Şiir, şairin günah çıkarttığı, Tanrı’sıdır. Şiirlerimin, genel duygulardan, ayrıcalıklı duyguları imgelem zenginliği, düşünce ve bilgi derinliğiyle ön plana çıkarmasını önemsedim. İnsan kendisi olduğu sürece insanlığın bir parçasıdır. Bir sanatçının yaşarken ölmesi kendisini tüketmesiyle başlayan bir süreçtir. Kendini tüketen bir sanatçı (kişilik olarak) yaşayan eser yaratamaz. Kişiliğimle kendimi kazanan bir sanatçı olma özlemiyle her koşulda gerçek sanat eseri/ eserleri yaratmayı başarmak istedim. Ben, şiire ebeveyn rolü çizmiyorum, şiirin ödüllendiren ya da cezalandıran bir sözcükler jürisi olduğundan da söz etmiyorum. Ben, şiirin insan sevgisi ile şiir sorumluluğun bir sentezi olduğunu anlatmaya çalışıyorum sadece. Korkunun sınırladığı, kişisel hırsların zirveye taşındığı sevgiden söz etmiyorum. Asla! Doğru ve güzel olanı yapmak için şairin ihtiyacı olan emeğe dayalı gerçek sevgiden ve gerçek şiir işçiliğinden söz ediyorum. Şiirlerim, kendi sesiyle konuşuyor benimle. Aklımı da duygularını da bu aşamada huzura kavuşturuyor benim. Şiir, şairine ne yapmak istiyorsa onu yapmasını öğretir. Hayatımızı belli beklentilere boğmadan, her koşulda belli sonuçlar almaya kendimizi şartlandırmadan yaşamakla ancak ve ancak kendimizi özgürleştirebileceğimizi bize söyleyen en önemlisi bizi bu gerçeğin bir parçası yapandır şiir. Yani ‘Eski Eser Karanfiller’de yer alan şiirlerimin okuyucusunu özgürleştirmesini ve şiirlerimin büyüklüğü ve yaşam karşısındaki toplam gücü olmasını yürekten temenni ederim” dedi. Haberin Galerisi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder