13 Ekim 2016 Perşembe

suçluyum


 

 

suçluyum

bedriye korkankorkmaz 

 

kendime dair ne yazabilirim yaşadıklarımla

kendi falıma bakamıyorum insanlığın falına bakmaktan 

güçlüyle savaşıyorum güçsüzün hakkı için

hangi tarih insanın geçim savaşını sorgular

 

barış meydanlarında çocuklar ölüyor

ölenlere ana yüreğiyle sesleniyorum

bütün seslerden yakın insana  

 

 

her günü bir armağan gibi yaşamak

ben gibi yaşam terzilerinin harcı

elimde kalan son kumaşla

kalabalık kentlerin içinden geçiyorum

 

kapılarını çalıyorum evlerin

şekerle dolacak torbam

bayram değil seyran değil

yine de koşacağım çocuk bahçelerine

 

 

oyun arkadaşıyım kendimin 

işim yok bir bardak çayı hesaplayanlarla 

varım yoğum üç beş kitapla birkaç yazma eser

yazarlar yazdıklarını ben gibi yaşıyorlar mı

           

kent aksanıyla konuşanlar köylü sesimi duymuyor

kentlinin kentliyi taşra sayma hevesleri

büyük şanlar verilmiş sonradan görmeler

bilmezler  hangi savaşımdan geldiğimi

 

gülün devri lale devri altın devri gömüldü tarihe

yirmi birinci yüzyılda evler evlerin balkonlarına taşınıyor

sınır ötesi bekçileri kol geziyor

kentsoylu ölmek yeni ülkü

 

çağın gerçeklerine asiyim

asilerin hayat arkadaşıyım

oyun arkadaşıyım kendimin 

anlayın beni yoldaşlar

27/08/06 mersin

* Afrodisyas Sanat Dergisi ,Sayı: 20  Mart-Nisan 2010 ,s.60

yıllar önce ölmüştüm ben


 






yıllar önce ölmüştüm ben

 bedriye korkankorkmaz                       

                                 kardeşim Kurtuluş’ a

 

 

 

insanlığın ortak acılarını

yalnız yaşadım daha yedisinde

sürgün babanın yokluğunu

aynı yatakta başbaşa duyduk

yedi aylık kardeşimle

çocuğun ve bebeğin onuruyla

bir mumun ışığında açlıktan

 

iki ölüm oldu o gece

kardeşim ve umudum

yıllar önce ölmüştüm

yeniden dirildim

 

19/06/ 2009-mersin

 

 

 

 

 

Ruhum


 
 
 
 
 
 
ruhum
Bedriye korkankorkmaz

 

içtenlik bekâret gibi
bir kez kaybedilir
sürekli çevirisi yapılan
bir eserim yılların yatağında

 

kayıp elyazmasıyım aranızda
bir günlük ömrü olan kelebekler gibi
dönme dolapta dostlar


acıların elçileri
ruhumu eliyor düşlerime 
terk edilmiş değirmenlerin
pervaneleri soluğumla dönmüyor

insan arıyorum korkuluklarla

zamanın iki kişilik döşeğiyim

dua bilmem ama dualar ediyorum

küresel açlığa çığlık yakarılarım

yaşama direnenlerle birlikte son nefesine dek

insanoğlunun kara yazgısını yenmek istiyorum

 

güneş battığı yerden doğuyor
doğumun ölümle nöbet değişimi
kendime yaklaşıyorum

yalnızlığım yeniden doğuyor

 

dedemin çocukluğundan kalma bir tarihten geliyorum
sızma bal gibi yüreğimde biriken ilkelerimle
bahtiyarım gölgelerin mezarlığında  yıldızları seyretmekten
ve yeraltı ülkelerini tek tek ışığımla aydınlatmaktan

kimseler  eğitmedi beni
acıyan kanayan özgür
yaşadıklarını hisleriyle kırbaçlayan  yaşam algılayışı benim

duruşum, duyuşum, acı çeken soylu ruhum
yalan insanlık suçu  ikiyüzlülük düşman
onurumdur onuru  insanın
doğruluk güven  dinim benim

 

gücümü yitirmedim
ruhumun  derisini soyan dille sesleniyorum
yaşamı  kolay kılacak yeteneklerden  yoksunum
ölü ve sahte  ruhların mezarlarını  kazıyorum

yıldızların göğü terk ettiği çağda yaşıyorum
insanca hayatı bir sancak gibi en üst tepeye dikmeden ölürsem
gözlerim açık kalır ruhum insanlıkla aynı anda ölene kadar yaşayacaktır 

  27/ 07/ 2008-mersin

*Bireylikler Düşün Edebiyat Dergisi: Kasım-Aralık.  2008,s.43.

doğduğum akşam anne oldum



 
 
 
 
 
 
 

doğduğum akşam anne oldum

bedriye korkankorkmaz

 

eve eli boş dönen babaların

çocukları bekler yollarını

açlığı umarsızlığı

en çok onlar bilir

 

barışın

dostlukların yoldaşı olsak

acıları bölüşsek

kardeşlik ve eşitlik hasretimiz

 

yasaklayın savaşları

çiçeklensin türküler

ey bağrı yanık analar

acılarınız  süt dişim  benim

 

kitapların yakıldığı dönemlerde

bir gülün gölgesine sığındım

ayaklarında naylon torba

diz boyu karı yara yara

okula gidiyordu çocuk

 

umut kanıdır devrimcinin

sürünmek yok güçlünün önünde

adım gibi biliyorum

özgür günlerin geleceğini

 

doğduğum akşam ana oldum

bilirim çocuklarla çiçeklerin barışçıllığını

çocuklarınız  çiçeklerinizle el ele tutuşsun

beyaz esmer kara insan olalım

 

 

 

 

 

 

dirilişin öyküsü








dirilişin öyküsü
bedriye korkankorkmaz

 

 

yakarman boşuna kendime

İflâh olmam bu gidişle ben

temiz ellerimi samimiyetsiz sevgilere

uzamak istiyorum kendime acımadan

 

kederimin  boyu uzadıkça

kim demiş sizlerle aynı aynalara baktığımızı

hüzünlere katlamayı sevda edineli kendime 

kimselerin göremediği öteleri görüyor sezgilerim

 

içimde her gece ayaklanan duygularımı

ayakları altına alamadı gardiyandan biri

bunca ayaklamalara karşın içimdekiler

daha da ötelere uzandı

 

ben aşına olduğunuz insanlardan değilim

üzerinden geçtiğiniz bir geçit hiç değilim

ne ortasında ne sonundayım yolun

ben ki tüm katlanabilirliğin sınırlarını zorluyorum

 

seviniyorum bilmediklerimin çoğalmasına

yüreğime dokunan duyguların canımı acıtmasına

kimselerin göremediği öteleri görüyor sezgilerim

hüzünlere katlamayı sevda edineli kendime 

03/08/2010 mersin

sana dair


 
 
 
 
 
sana dair

bedriye korkankorkmaz

 

sen yalnız kimyon değil tümüyle baharat kokuyordun

bu yüzden tarçın kokularına emanet ettin beni

derlediğim türkülerin bestelerine

ve umutlarıma komşu oldun  

 

 

işsizliğin gözyaşları karışıyor gözyaşlarıma 

fazla ekmeğin var mı diye sorabildiğim

kapısını korkmadan çaldığım anılarım 

her akşam canımın yongası oldun

 

başımızı önümüze eğecek sırlarımız olmadı bizim

şiirlerimize dair övgüler de yazılmadı dergilerde

yazdıklarımızda gelecek görmüyor eleştirmenler

seninle acıların ve ayrılıkların toplama kampıyız 

 

oturduğumuz semt kentin önemli mevkiinde değil

gecelerimiz  de gündüzlerimiz  gibi simit kokuyor

yakınmamız olmaz açlıktan  

kentin yarısından çoğu bizim gibi  

 

ölüm anıydı yaşam güzelliğiyle tutundum sana

biliyorsun o gün çıkarmıştım kolumdan saatimi

zamana meydan okumak gibi bir niyetim yoktu 

yılgındım saçım başım darmadağınık

elimi tuttun yaşama döndüm yeniden   

 

04/05/06 mersin