13 Ekim 2016 Perşembe

Ruhum


 
 
 
 
 
 
ruhum
Bedriye korkankorkmaz

 

içtenlik bekâret gibi
bir kez kaybedilir
sürekli çevirisi yapılan
bir eserim yılların yatağında

 

kayıp elyazmasıyım aranızda
bir günlük ömrü olan kelebekler gibi
dönme dolapta dostlar


acıların elçileri
ruhumu eliyor düşlerime 
terk edilmiş değirmenlerin
pervaneleri soluğumla dönmüyor

insan arıyorum korkuluklarla

zamanın iki kişilik döşeğiyim

dua bilmem ama dualar ediyorum

küresel açlığa çığlık yakarılarım

yaşama direnenlerle birlikte son nefesine dek

insanoğlunun kara yazgısını yenmek istiyorum

 

güneş battığı yerden doğuyor
doğumun ölümle nöbet değişimi
kendime yaklaşıyorum

yalnızlığım yeniden doğuyor

 

dedemin çocukluğundan kalma bir tarihten geliyorum
sızma bal gibi yüreğimde biriken ilkelerimle
bahtiyarım gölgelerin mezarlığında  yıldızları seyretmekten
ve yeraltı ülkelerini tek tek ışığımla aydınlatmaktan

kimseler  eğitmedi beni
acıyan kanayan özgür
yaşadıklarını hisleriyle kırbaçlayan  yaşam algılayışı benim

duruşum, duyuşum, acı çeken soylu ruhum
yalan insanlık suçu  ikiyüzlülük düşman
onurumdur onuru  insanın
doğruluk güven  dinim benim

 

gücümü yitirmedim
ruhumun  derisini soyan dille sesleniyorum
yaşamı  kolay kılacak yeteneklerden  yoksunum
ölü ve sahte  ruhların mezarlarını  kazıyorum

yıldızların göğü terk ettiği çağda yaşıyorum
insanca hayatı bir sancak gibi en üst tepeye dikmeden ölürsem
gözlerim açık kalır ruhum insanlıkla aynı anda ölene kadar yaşayacaktır 

  27/ 07/ 2008-mersin

*Bireylikler Düşün Edebiyat Dergisi: Kasım-Aralık.  2008,s.43.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder