Keskin Acıların Yiğit Savaşçısı :Gorki
Bedriye KORKANKORKMAZ
Türk okuru, Dostoyevski ile Çehov’ un biyografilerini yazan,
Henri Troyat’nın kaleminden; Cem, İletişim ve Ada Yayınları’ndan çıkan
kitaplarıyla daha önce tanışmıştı. Yazarın bu kez de, Telos Yayıncılığın
basımını yaptığı ve Özden Arıkan’ın çevirdiği “gorki biyografisi” - Gorki’ yi
her yönüyle tanımak isteyen- okurun beğenisine ve ilgisine sunulmuş bir eser.
Yazar Maksim Gorki‘yi tanımak başka şey, eylem adamı Maksim Gorki’yi tanımak
daha başka şey, insan M.Gorki’yi tanımak daha başka bir şey. İşte bu başka
“şey”leri, daha bir başka “şey’lerle tanıtan ve tamamlayan bir bütünün
eseridir“ gorki biyografisi.
ÇOCUKLUĞU...
Zengin Vasili Kaşirin, güzel kızının, zengin damat adaylarının birisiyle değil de, sıradan yoksul bir marangoz olan Maksim Savatiyeveç Peşkov ile âşk evliliği yapmasından dolayı , evlatlıktan ret eder.
Üç çocuğunu bebekken kaybeden Varvara, 16 Mart 1868’ de Aleksey adıyla vaftiz edilen M.Gorki’yi dünyaya getirir. M.Savatiyeveç rıhtım sorumlusu olarak Astrahan’ a atanır.O sırada dört yaşındaki Aleksey’ in koleraya yakalanması babasını çok üzer.Oğlunu iyileştirmek için çabalayan baba, hastalığı oğlundan kapar. M.Gorki iyileşir ama otuz bir yaşındaki babası ölür.Bu ani ölüm ailenin parçalanmasına sebep olur. Bu arada annesi yeni doğan küçük kardeşiyle birlikte M.Gorki’ yi de yanına alarak kapısı yıllar önce ,kendisine kapatılan baba evine doğru yola çıkar. Yolda ölen küçük kardeş, Saratov da toprağa gömülür. Anne ve oğlu, dede V.Kaşirin’ in kapısını çalar.Aradan geçen zaman babayı biraz olsun yumuşatmıştır. Kızına ve torununa gönülsüz kapısını açan babanın ekonomik durumu ne yazık ki eskisi gibi iyi değildir. İki amcası ve amcalarının çocukları, anneannesi, dedesi ve annesiyle birlikte yaşamaya başlar M.Gorki.Dede Kaşirin çok cimri bir insandır ve torununa karşı da çök kötü davranmaktadır. Bu cehennemi aratmayan evde ona insanca sevgiyi yüreğinde hissettiren tek kişi, anneannesidir. Genç annenin önce sevgilileri, sonra da yeni bir eşi olur. Büyük bir zindandan , daha büyük bir zindana terfi eder,Gorki. Gorki’nin iki kardeşi daha olur, onlar da, bakımsızlıktan ve yoksulluktan ölürler.İlkokula ayağında annesinin ayakkabıları, üzerindeki eski gömleği ve anneannesinin iş elbisesinden kendi üzerine dikilmiş paltoyla giden M.Gorki’yle, sınıf arkadaşları alay eder.Gorki, hem dedesinden, hem annesinden, hem de üvey babasından bol bol dayak yer.İşsiz koca eşine ağır işkenceler yapmaktadır Gorki’nin gözü önünde.Bir gün annesini gözleri önünde acımasızca döven üvey babayı bıçaklar Gorki.Şans eseri kurtulan üvey baba, oradan kaçar.Önce üvey babasını , sonra da kendisini öldürmeyi düşünen Gorki, o günlerini şöyle anımsar: “ Rus yaşantısındaki vahşiliği son derece iyi yansıtan böyle korkunç olayları hatırladıkça, bazen bunlardan bahsetmek iyi bir şey mi diye sorarım kendime.Ve her seferinde daha da inanarak veririm cevabını:evet.’Çünkü kökleri çok eskiye dayanan bu iğrenç gerçek ,bugün de hâlâ gerçektir. Onu ayrıntısıyla , kökleriyle tanımalıyız ki, hatıralarımızdan ,ruhlarımızdan ,korkunç ,sefil hayatlarımızdan söküp atalım”.(s,16.)
Gorki’ye üçüncü sınıfı bitirme imtihanlarındaki başarısından dolayı başarı sertifikasıyla birlikte, üç kitaptan oluşan ödül verilir.Bu üç kitabı da kitapçıya götürüp satan Gorki,aldığı parayı anneannesine verir. M.Gorki o gün okul dönemini kapatmış, ekmek kazanma, ayakta durma dönemini başlatmıştı. Eşinin ,yoksulluğa ve işkenceleri ne daha fazla dayanamayan anne, genç yaşta ölür. Bir kez daha dede evinin kapısını çalan Gorki’yi, bıraktığı aynı işkenceler beklemektedir. Bulduğu her işte çalışan ve kazandığı tüm parayı anneannesine veren Gorki, anneannesinin gözyaşları içinde kendisine teşekkür etmesi; o’nun, bu dünyada bir insan tarafından sevildiğinin tek belgesiydi.Evet, Gorki’nin sevildiğinin tek belgesi, anneannesinin gözyaşlarıydı!Goki, sevgisizlik, aşağılanma ve zorluklar içinde geçen hayata karşı direnme gücünü ananesinin gözyaşlarında buluyordu. Annesini yeni kaybeden M.Gorki’ ye dedesi şunları söylemişti: “ Aleksey , sen madolyon değilsin; böyle boynuma asılı kalamazsın.Git başının çaresine bak”,dedi. (s.19) On bir yaşındaki Aleksey, de başının çaresine baktı.
Bir çok değişik işlerde çalışan Gorki, dedesinin yardımıyla teknik ressam olan Sergeyev’in yanında çırak olarak işe başladı.Ressamlığın dışındaki her işi yapıyordu Gorki.Ressam Sergeyev, Gorki’ yi ev işlerinde de çalıştırıyordu. Huysuz eş ve cadı bir kaynananın işkencelerine , dayaklarına maruz kalan Gorki’ye yaşamak zor gelmeye başlamıştı. Kötü dedesinden korkan Gorki, bir gün kaçar ve Volga’nın kıyısında , kendisi gibi zor şartlarda yaşayan insanların yaşamlarına, koşullarına ortak olur. Aleksey, on iki yaşında koşulları gereği Dobri mürettebatına katılmak zorunda kalmıştı.Mutfağın buharlı ve gürültüsü içinde ayda iki ruble karşılığında ,sabahın altısından gece yarısına kadar çalışıyordu. Yanında çalıştığı aşçı Smuri, okumayı seven iyi bir insandı.M.Gorki ye, okuması için sakladığı kitapları verirdi. Gorki, Gogol’ un Taras Bulba adlı kısa öyküsüyle o gün tanışmış ve kitabı yüksek sesle okumuştu bu iyi niyetli güzel insana. Gorki’nin mutluluğu kısa sürdü, aşçıyla aralarında gelişen bu güzel dostluk , mürettebatı rahatsız etti ve gemiden atıldı Gorki.O gün sevgili dostu Smuri, Gorki’ ye şunları söyledi :” Kitap oku, yapacağın en iyi şey budur”. (s.27)
GENÇLİĞİ ...
Gorki, bir kez daha dede kapısını çalar ve dedesi tarafından hakaretlerle karşılanır.Dedesi Gorki’ yi yeniden ressam Sergeyev’ in yanında çalıştırır. .Yine ressamlığın dışında her işi yapan ve tavanarasında yatan Gorki’nin mumları ziyan etme pahasına kitap okuması , patronun annesini çok kızdırıyordu. Bir gün kitap okumaya daldı ve semavere bakmayı unuttuğu için ısınan semaver patladı. Patronun annesi elindeki çam bastonuyla Gorki’ yi dövdü. Ölümden zor kurtulan Gorki’nin sırtından doktor kırk iki parça kıymık çıkardı. Polise olayı anlatmayarak şikâyetçi olmayan Gorki’ye karşı minnet duyan gelin ile kayınvalide, geceleri istediği kadar kitap okuması için izin verdiler. O sırada kendisi gibi kitap okumayı seven komşuları sayesinde Gorki,Fransız romanlarının Rusça tercümelerini okuma fırsatını buldu. On altı yaşındaki Gorki’ yi gördükleri ve katlanmak zorunda kaldığı zorluklar bunalıma sokmuştu. Gorki, Dostoyevski, Gogol ve Tolstoy’ un kitaplarından daha az; Turgenyev’ in kitaplarından daha çok etkilenmişti.Okulu hiç düşünmeden terk eden Gorki, okuduğu kitaplardan çok etkilenmiş ve üniversite mezunu olmayı istemişti. O sırada tanıştığı arkadaşı N.Evreinov, Gorki’ yi, Kazan’ a gidip ciddi bir öğrenim görmesi için bir üniversitede okumasının şart olduğu konusunda ikna eder.
Hayatının kararını veren Gorki, Volga’ dan Aşağı Kazan ‘ a götürecek olan buharlının pruvasının önünde dururken, anneannesinin bir eliyle haç çıkarırken, diğer eliyle de yanaklarından süzülen gözyaşları silen kambur gövdesini görür ve çok etkilenir.Yaşadığı sürece gözlerinin önünden gitmeyecek tek imge bu olur...
GORKİ’NİN GENÇLİĞİNDE KADINLARA BAKIŞI
Gorki, aşkta ilk hayal kırıklığını, güzel komşusu Kraliçe Margot’ ta hissettiği , karşılıksız duygularında yaşadı.Kendisine Puşkin’ in öykülerini ve şiirlerini veren bu kadına hiçbir erkeğin yaklaşmasını istemiyordu. Kendisine verdiği bir kitabı iade etmek için Kraliçe Margot ‘ un evine gittiğinde, onu bir erkekle birlikte yatakta gördü. Neye uğradığını şaşıran Gorki’yi yanına çağırarak şunları söyledi Margot:” büyüdüğünde sen de mutlu olacaksın .Haydi git artık”.(s.33)
Gorki’nin bir kadına duyduğu sevgi bir çocuğun annesine ya da anneannesine duyduğu sevgiden ve özlemden başka bir şey değildi. O, annesinin etekleri altında saklanmak isteyen bir çocuğun güvenini yeniden hissetmek ve yaşamak istediği için, aşk’ a büyük özlem duyuyordu. Kadınların tecavüzlere ve işkencelere maruz kalması Gorki’ yi o zamanlar da çok üzüyordu.
VE YILLAR SONRA GORKİ VE KADINLAR...
Gorki , -Kraliçe Margot- aşkını çabuk unuttu. Kendisinden yaşça büyük, evli ve dört yaşında bir kızı olan Olga Kaminski ‘ye âşık oldu. Olga, kızı ve Maksim Gorki birlikte yaşamaya başladılar .İlişkileri Olga ile aralarındaki kişilik farklılıklarından dolayı fazla sürmedi, dostça ayrıldılar. Olga’dan ayrılıp, Samara’ da yaşamını idame ettiren Gorki, çok geçmeden, Samara Gazetesi’nde yerel konular üzerine yazı yazan bir yazar olmayı mücadeleleri sonucu başarmıştı.
Çok geçmeden aynı gazetede düzeltmen olarak çalışan , on sekiz yaşındaki Ekaterina Pavlovna Voljin’le evlendi, Gorki. İlk çocukları olan Maksim 27 Temmuz 1897 ‘de dünya geldi.Yıllar sonra kızları Ekakerina ( Katyuşa) dünyaya geldi. Gorki, Moskova’da Sanat Tiyatrosu topluluğu tarafından sahnelenecek olan , “ ayaktakımı” nın atmosferine, oyunculara daha yakın olmak için provalara katılmıştı.Provalarda yüksek bir memurun karısı olmasına karşı ülkesi adına verdiği mücadelesinde ödün vermeyen genç , güzel bir o kadar da zeki olan, Maria Fedorovna Andreyeva ‘ya âşık oldu, Gorki.
Gorki, yedi yıllık eşi ve iki çocuğunun annesi olan Ekaterina Peşkov’dan resmen boşanmalarına rağmen , birbirlerine duydukları saygı,sevgilerini en önemlisi dostluklarını hiçbir zaman yitirmediler. Tüm bunlar olurken Gorki ile duygusal ilişkileri başladığı için eşinden ayrılmıştı M. Andreyeva . Gorki de eşinden ayrıldıktan sonra hayatını Maria Andreyeva ile birleştirdi. Maria , birkaç dil bildiği için, yabancı dil bilmeyen Gorki’ye tercümanlık yapıyordu. Gorki, kızı Katyuşa ‘nın veremden öldüğünü M.Andreyeva ile birlikte yaşadığı Kanada sınırı yakınlarındaki Adirondacklardaki kır evinde öğrendi. Maria Andreyeva ile yollarını elli iki yaşında ayıran Gorki, Mara Budbergle birlikte yaşadı başladı. Mara Budbergle birliktelikleri devam eden Gorki, 11 Mayıs 1934’ de araba yarışları ile pul koleksiyonlarına düşkün olan oğlu Maks’ ı kaybetti.Gorki’yi ne aşk ne de evlat acıları mücadelesinde alıkoyabildi.Gorki’nin en büyük aşkı:ülkesine ve hakların eşitliğine olan aşkıydı çünkü.
ÜNİVERSİTE HAYALİ...
Gorki, Kazan ‘ a geldiğinde arkadaşı N.Evreinov’ un evinde kalır.Bu yoksul ve konuksever ailenin ona göstermiş olduğu yakınlıktan çok etkilenir.Bütün istek ve uğraşılarına rağmen üniversite öğrencisi olamayacağını anlayan Gorki, bu iyi insanlara daha fazla yük olmamak için o evden ayrılır.Onların yanından ayrılan Gorki, bir başka öğrenci arkadaşının evine taşınmak zorunda kalır.Gorki’nin peşini açlık ve işsizlik yine bırakmamıştı.Bulduğu her işte çalışan Gorki, sonunda yaşam karşısında yorulur ve biriktirdiği parayla satın aldığı tabancayla yaşamına son vermek ister.İki kez üst üste teşebbüs ettiği intihar girişimleri başarısızlıkla sonuçlanır. Hastahaneden çıkan Gorki’ yi yine zor yaşam şartları beklemekteydi...
VE MAKSİM GORKİ ...
Çeşitli işlerde çalışan, birkaç kez de hapse girip çıkan M.GORKİ, kısa - uzun vadede yolculuklara çıkmak zorunda kalmıştı. Zor yaşam koşulları Gorki’nin özellikle yazarlık konusunda kendisine olan güvenini yitirmesini sağlamıştı.Tiflis’ te zorunlu ikâmette bulunan ve birkaç yıl hapis yatan Aleksandr Kaliyujni, Maksim Gorki’yi yeniden yazması için yüreklendirir. Gorki , bu yaşamı yaşadıklarının imbiğinden geçiren, seviyeli ve sevecen adamdan çok etkilenir. Yıllar sonra Gorki, bu bilge dostuna şunları yazar: (...) “Beni tuhaf bir özgeçmişi olan iri yarı bir genç olarak, eğlendirici ama kuşku verici , işe yaramaz bir serseri olarak görmeden ,iyilik, dostluk dolu gözlerle bakan ilk kişi sen oldun... Senin önünde hiçbir şeyle övünmemek gerektiğini hemen anlamıştım ve bana öyle geliyor ki senin sayende, hayatımda hiç övünmedim. Kendime olan saygımı ya da hayatın karşıma çıkardığı talihsizlikleri hiçbir zaman abartmadım”.(s.80)
“ Tiflis’ e döndüğünde, Kafkaslar’ın hikâyesini kabul ettiğini büyük bir şaşkınlık ve sevinçle öğrendi.” Direk hikâyesini yayımlayacak olan gazeteye koştu. “Orada bir gazeteci, yayınlanacak ilk yazısında kullanmak istediği adı sordu. Tereddüte düştü Aleksey; asıl adı Peşkov, onur kırıcı ve aşağılayıcı geliyordu ona, çünkü Rusça peşka ,” piyon” demekti. İnsan yığınları içinde piyondan başka her şeydi o. “ Keskin dili” nedeniyle babasına Acı adını taktıklarını hatırladı, yani Rusça gorki. Topluma isyan eden genç bir yazar için harikaydı bu isim. Böylece soyadı olarak Gorki, yani “ Acı ya da Keskin” i, ad olarak da Maksim’ i seçti. 12 Eylül 1892’ de Kafkaslar , yazın dünyasında yeni bir isim olan Maksim Gorki’nin hikâyesi “ Makar Çudra” yı yayınladı”.(s.80) Gorki’ nin göçebe hayatının folklorik özgünlüğünü kaleme aldığı “Kafkaslar”lar, Benim üniversitelerim ile başlayan yazın yolculuğu, yıllar sonra onu uluslararası üne sahip Maksim Gorki yapacaktı.
Yıllar sonra Gorki, “Foma, 1899 ‘da Petersburg’daki Hayat gazetesinde yayınladı.Kitap halindeki baskısını ise Çehov’ a adadı.”( s.100) Yazılarının ve romanlarının beğenisi, toplumun odak noktası haline gelmesi dönemin büyük yazarları tarafından kabul edilmesini sağlamıştı. Gorki öykünün babası olan Çehov’ a saygı duyuyordu.Onun yazdıklarından çok etkileniyordu.Çehov ise Gorki’nin sıfatlara düşkünlüğünü, yazın denetimsizliğini , tasvirlerde gereğinden fazla ayrıntıya kaçmasını sürekli Gorki’ ye anımsatıyordu. Bu eleştirileri memnuniyetle kabul eden Gorki’nin, Çehov’dan farklı olan yönünü yazar şöyle özetlemiş: “Ama Çehov sadece çökmekte olan bir toplumun yanlışlarını, saçmalıklarını ve sıkıntısını ortaya koyarken, Gorki, tüm aklını ve tüm kaslarını kullanarak bu çürümüş yapının yıkılmasına yardımcı olmak istiyordu’.(s.100)
RUSYA’NIN TARİHİ OLAN MAKSİM GORKİ
Gorki, o çok sevdiği memleketi Rusya’ dan iki kez ayrılmak zorunda kalmıştı. İlkinde: “1901 ‘ de hükümet, sosyalist propagandaya karşı Ohrana ajanlarının denetiminde işçi örgütleri yaratma düşüncesi geliştirildi.”(s.127) Bu düşünce kısa zamanda Petersburg’ daki fabrika işçilerinin kendi aralarında örgütlenmesini sağladı. Burada amaç, işçi direnişlerini Çar’ ın hizmetinde yönlendirmekti. Çar’a büyük bir ilgi ve sevgi besleyen işçi sınıfı, 9 Ocak 1905’ Pazar günü büyük bir şölen havasında bir miting düzenleyerek Çar’ dan kendilerini himayesi altına almasını,evrensel oy hakkı ilkesiyle kurucu meclis seçilmek istediklerini belirten bir dilekçe sunacaklardı. Çar, kendisine verilen yanlış bilgiler doğrultusunda, önce; Petersburg’ a gelmeyi reddetti sonra da , yürüyüşü durdurmak için askeri güç kullandı.Gorki’nin bu olanlara karşı sert tavrı , dikkatleri üzerinde toplamasını sağladı. Evi arandı, Riga’ da yakalanarak başkentte geri götürülerek iğrenç Piyotr ve Pavel Kalesi’nde hapsedildi. Gorki’nin yakalanması, tepki gösterilerinin sokaklara taşmasına neden olmuştu. Rusya’ da protesto dalgalarının başlamasına neden olan Gorki’ nin yakalanması başta Fransa, Almanya,Avusturalya ve İtalya gibi ülkelerin önemli kişileri tarafından verilen dilekçeler Rus masasında çığ gibi büyüyordu. Gorki, bir ay sonra kefaletle koşullu olarak salıverildi. Gorki, eylem adamlılığını sonuna kadar devam ettiriyordu. 7 Aralık ‘da , Bolşeviklerin başlattığı genel grevinin sonuçları ağır olmuştu. Gorki, bir savaş alanına dönen Rusya’ dan bir daha içeriye girmemesi için ayrılması gerektiği konusunda arkadaşlarının önerilerini yerine getirdi ve memleketinden ayrıldı.
İtalya’da yaşayan Gorki’yi İtalyan yetkilileri Lenin’ in yakın dostu, dava arkadaşı olduğu için istemiyorlardı. Sürgündeyken bir barışık bir küs oldukları Lenin’ le ilişkileri devam etmişti Gorki’nin. İtalya’ da yaşayan Gorki’nin öteden beri süregelen verem hastalığından dolayı tedavi görmesi şarttı.Lenin’ in emriyle tedavi masraflarının tümü parti tarafından karşılanmıştı.Lenin, Gorki” ye yazdığı mektupta: “Dinlen ve iyi bak kendine”, diye yazmıştı.Gorki; aralarındaki tüm fikir ayrılığına rağmen Lenin’ e beslediği içten saygıyı , Stalin’ e karşı hiçbir zaman hissetmemişti. Stalin’in demir gibi iradesinin yanında Lenin’in, yeni bir toplum bilinci oluşturan dehası Gorki için daha önemliydi. Gorki, önce Almanya’ya daha sonra da Berlin’ e gitmek zorunda kaldı. Daha sonraları büyük bir evde ve kalabalık ziyaretçi kabul ettiği Heringdorf ‘ da yaşamını idame ettirdi Gorki. Gorki, ülkesinden uzak 2. sürgününü yaşarken, Sovyetler Birliği çok karışmıştı. Özellikle de Moskava hükümetinin aldığı kararlar onu deliye döndürmüştü. “ 1923’ te Sovyet yetkililerinin karşıdevrimci içeriği nedeniyle halk kütüphanelerinden hemen toplanması gereken yasak kitaplardan oluşmuş bir “ indeks “ hazırladığını öğrendi.Yasaklanan yazarlardan bazıları da Platon, Kant, Schopenhauer, Ruskin, Nietzsche, Taine, Solovyov, Tolstoy ve Lesdov’ du. “.(s.209) Bu uygulamalara çok kızmıştı Gorki, tepkisini Hodaseviç”e şöyle dile getirmişti: “ Böyle bir manevi vampirliğin gerçekten var olduğuna inanamıyorum ve indeks’i kendi gözlerimle görmeden de inanmayacağım.Ama ilk tepkim öyle güçlü oldu ki, Sovyet vatandaşlığından ayrılacağımı bildiren bir mektup yazmaya başladım Moskova’ ya. Eğer bu vahşilik gerçekse ne yaparım? Bilseniz ne kadar büyük bir acı içindeyim!.(s.209)
1924 Ocak ayında Gorki, yakın dostu, dava arkadaşı Lenin’in ölümünü öğrenir ve çok üzülür.Eski eşi Ekaterina aracılığıyla Lenin’in tabutuna konacak çelenge :” Elveda dostum” diye yazdırır.İkinci sürgünlüğü de birincisi gibi yedi yıl süren Gorki 20 Mayıs 1928 yılında ülkesine geri döner.
YENİDEN RUSYA VE MAKSİM GORKİ
Gorki’nin yedi yıl önce bıraktığı Rus rejiminde önemli değişiklikler olmuştu. Gorki, bıraktığı yerden devam etti mücadelesine.Zaman zaman Stalin ’in yanın da , zaman zaman da karşısında yer aldı. Bir çok önemli görevlerde ve sözcülüklerde görev aldı.
Yaşadıklarını kendine özgü üslubuyla yazan Maksim Gorki uluslararası bir üne ulaştı. Sağlığında bir çok önemli ödüller,övgüler... aldı.Nobel Ödülü alması beklenilen Gorki’ye niçin bu ödülü alamadığını Stefan Zweig şöyle açıklamış: “ Kısıtlı bir çevre içinde , bir kez daha istedik size Nobel Ödülü vermelerini, “ diye yazmıştı ona.”.(s.238)
Gorki’nin yaşarken aldığı ödülleri ve Gorki’ye gösterilen sevgiyi anımsayacak olursak: “Edebiyattaki kırk yılını kutlamak amacıyla, bir komite oluşturuldu. Hayatı hakkında ,Bizim Gorki’ miz adlı bir film yapıldı. Leningrad ve Moskova’ daki tiyatrolar, yeni oyunu Yegor Buliyçev ve Diğerleri’ni sahneledi. Sovyetler Birliği’nde bir yurttaşa verilebilecek en yüksek paye olan Lenin Nişanı verildi kendisine. Moskova’da onun adına bir edebiyat enstitüsü kuruldu. Leningrad’ da Gorki, yirmi beş yıl önce Çar’ ın emriyle atıldığı akademiye yeniden üye seçildi. Ve son olarak da en büyük ödül: Nijni Novgorod kenti, yüzyıllardır gururla taşıdığı ismini bırakıp Gorki oldu. Şehrin sakinleri bir sabah uyandıklarında , “Gorkili” olduklarını gördüler.( s.240) ”
(...) “ Ama daha önce hiçbir büyük kente çağdaş bir yazarın adı verilmemişti. Gorki, sağlığında efsane haline gelmişti. Yalnızca edebiyat tarihine değil, coğrafyaya da aitti.’Bugün bir zarfın üstüne ilk kez ‘ Nijni Novgorod’ yerine ‘ Gorki’ yazdım , diyordu.’ Beni utandırıyor , biraz da tatsız bir şey’. “ Sovyet hükümetinin , geleneksel Moskova Sanat Tiyatrosu adına onun adını eklemeye karar verdiğini duyunca da aynı tepkiyi gösterdi.” ( s.240/241)
Gorki’nin en önemli ödülünü anımsamak gerekirse: “ Sovyet Birliği’ndeki pek çok yeni yazar başarısını ona borçluydu. Onlar için Gorki, yazarların babası, ulusun karanlık derinliklerinden gelen bir sihirbazdı ve içinde yazar olma çağrısını duyan herkese yol göstermekle görevlendirilmişti.”( s.244)
GORKİ’NİN ÖLÜMÜ
Gorki, ömrünün son yıllarında vatanı Rusya için yeni , yepyeni bir barış, özgürlük ve demokrasi istiyordu... Stalin’i çok sert hatta halktan uzak buluyordu.Gorki, açlık sınırındaki Rusya için çok önemli görevler üsleniyordu. Bolşeviklerle Rusya’nın uzlaşmasında adeta köprü görevi yapan Gorki; yaşamını ideolojisine adamış, onurlu, dürüst kişiliği sayesinde , hem uluslararası bir üne sahipti; hem de her yazara nasip olmayan saygı görüyordu.Gorki, dostlarından Rusya’ya başta gıda yardımı olmak üzere bir çok konuda yardımların gelmesini sağlıyordu. Ölümüne yakın üzerinde çalıştığı Klim Samgin’in Hayatı’nı bitiremeyeceğine üzülüyordu. Son nefesini verene kadar Gorki:” yaşamak , sadece yaşamak !” demişti. (s.257)
(...)“ 16 Haziran’ da beklenmedik biçimde canlandı ve doktorlarıyla el sıkışıp, ‘ Galiba kefeni yırtıyorum”, dedi. “ Ama sadece kısa süreli bir ertelemeydi bu. Ateşi yeniden yükseldi ve kan tükürmeye başladı.Titrek bir sesle,tüm dünyayı etkileyecek büyük bir felaketten söz ederek sayıklıyordu:’ Savaşlar olacak...Hazırlanmalıyız...’ Pazar günü ,18 Haziran 1936 ‘ da bilincini tümüyle yitirdi.Sabah, on biri on geçe öldü Gorki!”( s.257)
Görki ölmüştü!. Bütün dünya yas içindeydi! Cenazeye önemli devlet adamları ve o çok sevdiği halkı katılmıştı. “ 20 Haziran’da Kızıl Meydan’da ağırbaşlı bir veda töreni yapıldı”( s.258)
Gorki’nin ölümünün akabinde kuşkulara neden olabilecek bazı yorumlar yapıldı.Gorki öldürülmüştü çünkü: “ Gorki , Stalin’in değişmez arkadaşı olduğu için,Troçki onun öldürülmesini istemişti.Yagoda’nın gözetimi altında bu cinayetin işlenmesi,Gorki’nin sekreteri olan ve bir yolunu bulup onun soğuk algınlığına ya da başka bir hastalığa yakalanmasını sağlamakla görevlendirilen Kryuçkov ile hastalarını tedavi etmek yerine ölümünü hızlandıracak olan Dr. Levin ve Dr. Pletnev’e bırakılmıştı”(s259- 260)
Doğrusu Rusya’da özellikle de Stalin döneminde buna benzer davaların biri bitiyor, diğeri başlıyordu. Konuya ilişkin yargılanan ve 1948 yılında bir toplama kampına gönderilen Dr.Pletnev , kamp revirinde asistanı olan Brigitta Gerland’a yaptığı itirafta: Gorki’nin Stalin’in emriyle öldürüldüğünü söyledi.” ( s.261)
Sadece kendi ülkesinde değil, uluslararası edebiyat tarihine mal olmuş ve ömrünü yaşadığı ülkenin yazgısını değiştirmeye adamış,yaşamı boyunca hakların ve halkın yanında yer almış, dava arkadaşlarının yanlışlarına “ yanlış” diyerek tepkisini ifade etmekten çekinmemiş,birçok yazarın, eleştirmenin ve ressamın yetişmesinde etkisi ve katkısı olmuş, yazdıklarını yaşadıklarıyla tamamlamış ,eşitler arasında paylaşmaya dayalı bir toplum bilinci yaratmayı/yaşatmayı ilke edinmiş gerçek bir aydın, mücadele adamı yazar Maksim Gorki( keskin acı) Biyografisini, Henri Troyat’nın kaleminden okumak ,insanın; yaşamını/yaşadıklarını , sorumluluklarını niçin/neden sahiplenmesi gerektiğini bir kez daha, okura anımsatan ve güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyecek olan bir eser.
*henri troyat/gorki/telos yayıncılığı/çeviren: özden arıkan/267 s.
ÇOCUKLUĞU...
Zengin Vasili Kaşirin, güzel kızının, zengin damat adaylarının birisiyle değil de, sıradan yoksul bir marangoz olan Maksim Savatiyeveç Peşkov ile âşk evliliği yapmasından dolayı , evlatlıktan ret eder.
Üç çocuğunu bebekken kaybeden Varvara, 16 Mart 1868’ de Aleksey adıyla vaftiz edilen M.Gorki’yi dünyaya getirir. M.Savatiyeveç rıhtım sorumlusu olarak Astrahan’ a atanır.O sırada dört yaşındaki Aleksey’ in koleraya yakalanması babasını çok üzer.Oğlunu iyileştirmek için çabalayan baba, hastalığı oğlundan kapar. M.Gorki iyileşir ama otuz bir yaşındaki babası ölür.Bu ani ölüm ailenin parçalanmasına sebep olur. Bu arada annesi yeni doğan küçük kardeşiyle birlikte M.Gorki’ yi de yanına alarak kapısı yıllar önce ,kendisine kapatılan baba evine doğru yola çıkar. Yolda ölen küçük kardeş, Saratov da toprağa gömülür. Anne ve oğlu, dede V.Kaşirin’ in kapısını çalar.Aradan geçen zaman babayı biraz olsun yumuşatmıştır. Kızına ve torununa gönülsüz kapısını açan babanın ekonomik durumu ne yazık ki eskisi gibi iyi değildir. İki amcası ve amcalarının çocukları, anneannesi, dedesi ve annesiyle birlikte yaşamaya başlar M.Gorki.Dede Kaşirin çok cimri bir insandır ve torununa karşı da çök kötü davranmaktadır. Bu cehennemi aratmayan evde ona insanca sevgiyi yüreğinde hissettiren tek kişi, anneannesidir. Genç annenin önce sevgilileri, sonra da yeni bir eşi olur. Büyük bir zindandan , daha büyük bir zindana terfi eder,Gorki. Gorki’nin iki kardeşi daha olur, onlar da, bakımsızlıktan ve yoksulluktan ölürler.İlkokula ayağında annesinin ayakkabıları, üzerindeki eski gömleği ve anneannesinin iş elbisesinden kendi üzerine dikilmiş paltoyla giden M.Gorki’yle, sınıf arkadaşları alay eder.Gorki, hem dedesinden, hem annesinden, hem de üvey babasından bol bol dayak yer.İşsiz koca eşine ağır işkenceler yapmaktadır Gorki’nin gözü önünde.Bir gün annesini gözleri önünde acımasızca döven üvey babayı bıçaklar Gorki.Şans eseri kurtulan üvey baba, oradan kaçar.Önce üvey babasını , sonra da kendisini öldürmeyi düşünen Gorki, o günlerini şöyle anımsar: “ Rus yaşantısındaki vahşiliği son derece iyi yansıtan böyle korkunç olayları hatırladıkça, bazen bunlardan bahsetmek iyi bir şey mi diye sorarım kendime.Ve her seferinde daha da inanarak veririm cevabını:evet.’Çünkü kökleri çok eskiye dayanan bu iğrenç gerçek ,bugün de hâlâ gerçektir. Onu ayrıntısıyla , kökleriyle tanımalıyız ki, hatıralarımızdan ,ruhlarımızdan ,korkunç ,sefil hayatlarımızdan söküp atalım”.(s,16.)
Gorki’ye üçüncü sınıfı bitirme imtihanlarındaki başarısından dolayı başarı sertifikasıyla birlikte, üç kitaptan oluşan ödül verilir.Bu üç kitabı da kitapçıya götürüp satan Gorki,aldığı parayı anneannesine verir. M.Gorki o gün okul dönemini kapatmış, ekmek kazanma, ayakta durma dönemini başlatmıştı. Eşinin ,yoksulluğa ve işkenceleri ne daha fazla dayanamayan anne, genç yaşta ölür. Bir kez daha dede evinin kapısını çalan Gorki’yi, bıraktığı aynı işkenceler beklemektedir. Bulduğu her işte çalışan ve kazandığı tüm parayı anneannesine veren Gorki, anneannesinin gözyaşları içinde kendisine teşekkür etmesi; o’nun, bu dünyada bir insan tarafından sevildiğinin tek belgesiydi.Evet, Gorki’nin sevildiğinin tek belgesi, anneannesinin gözyaşlarıydı!Goki, sevgisizlik, aşağılanma ve zorluklar içinde geçen hayata karşı direnme gücünü ananesinin gözyaşlarında buluyordu. Annesini yeni kaybeden M.Gorki’ ye dedesi şunları söylemişti: “ Aleksey , sen madolyon değilsin; böyle boynuma asılı kalamazsın.Git başının çaresine bak”,dedi. (s.19) On bir yaşındaki Aleksey, de başının çaresine baktı.
Bir çok değişik işlerde çalışan Gorki, dedesinin yardımıyla teknik ressam olan Sergeyev’in yanında çırak olarak işe başladı.Ressamlığın dışındaki her işi yapıyordu Gorki.Ressam Sergeyev, Gorki’ yi ev işlerinde de çalıştırıyordu. Huysuz eş ve cadı bir kaynananın işkencelerine , dayaklarına maruz kalan Gorki’ye yaşamak zor gelmeye başlamıştı. Kötü dedesinden korkan Gorki, bir gün kaçar ve Volga’nın kıyısında , kendisi gibi zor şartlarda yaşayan insanların yaşamlarına, koşullarına ortak olur. Aleksey, on iki yaşında koşulları gereği Dobri mürettebatına katılmak zorunda kalmıştı.Mutfağın buharlı ve gürültüsü içinde ayda iki ruble karşılığında ,sabahın altısından gece yarısına kadar çalışıyordu. Yanında çalıştığı aşçı Smuri, okumayı seven iyi bir insandı.M.Gorki ye, okuması için sakladığı kitapları verirdi. Gorki, Gogol’ un Taras Bulba adlı kısa öyküsüyle o gün tanışmış ve kitabı yüksek sesle okumuştu bu iyi niyetli güzel insana. Gorki’nin mutluluğu kısa sürdü, aşçıyla aralarında gelişen bu güzel dostluk , mürettebatı rahatsız etti ve gemiden atıldı Gorki.O gün sevgili dostu Smuri, Gorki’ ye şunları söyledi :” Kitap oku, yapacağın en iyi şey budur”. (s.27)
GENÇLİĞİ ...
Gorki, bir kez daha dede kapısını çalar ve dedesi tarafından hakaretlerle karşılanır.Dedesi Gorki’ yi yeniden ressam Sergeyev’ in yanında çalıştırır. .Yine ressamlığın dışında her işi yapan ve tavanarasında yatan Gorki’nin mumları ziyan etme pahasına kitap okuması , patronun annesini çok kızdırıyordu. Bir gün kitap okumaya daldı ve semavere bakmayı unuttuğu için ısınan semaver patladı. Patronun annesi elindeki çam bastonuyla Gorki’ yi dövdü. Ölümden zor kurtulan Gorki’nin sırtından doktor kırk iki parça kıymık çıkardı. Polise olayı anlatmayarak şikâyetçi olmayan Gorki’ye karşı minnet duyan gelin ile kayınvalide, geceleri istediği kadar kitap okuması için izin verdiler. O sırada kendisi gibi kitap okumayı seven komşuları sayesinde Gorki,Fransız romanlarının Rusça tercümelerini okuma fırsatını buldu. On altı yaşındaki Gorki’ yi gördükleri ve katlanmak zorunda kaldığı zorluklar bunalıma sokmuştu. Gorki, Dostoyevski, Gogol ve Tolstoy’ un kitaplarından daha az; Turgenyev’ in kitaplarından daha çok etkilenmişti.Okulu hiç düşünmeden terk eden Gorki, okuduğu kitaplardan çok etkilenmiş ve üniversite mezunu olmayı istemişti. O sırada tanıştığı arkadaşı N.Evreinov, Gorki’ yi, Kazan’ a gidip ciddi bir öğrenim görmesi için bir üniversitede okumasının şart olduğu konusunda ikna eder.
Hayatının kararını veren Gorki, Volga’ dan Aşağı Kazan ‘ a götürecek olan buharlının pruvasının önünde dururken, anneannesinin bir eliyle haç çıkarırken, diğer eliyle de yanaklarından süzülen gözyaşları silen kambur gövdesini görür ve çok etkilenir.Yaşadığı sürece gözlerinin önünden gitmeyecek tek imge bu olur...
GORKİ’NİN GENÇLİĞİNDE KADINLARA BAKIŞI
Gorki, aşkta ilk hayal kırıklığını, güzel komşusu Kraliçe Margot’ ta hissettiği , karşılıksız duygularında yaşadı.Kendisine Puşkin’ in öykülerini ve şiirlerini veren bu kadına hiçbir erkeğin yaklaşmasını istemiyordu. Kendisine verdiği bir kitabı iade etmek için Kraliçe Margot ‘ un evine gittiğinde, onu bir erkekle birlikte yatakta gördü. Neye uğradığını şaşıran Gorki’yi yanına çağırarak şunları söyledi Margot:” büyüdüğünde sen de mutlu olacaksın .Haydi git artık”.(s.33)
Gorki’nin bir kadına duyduğu sevgi bir çocuğun annesine ya da anneannesine duyduğu sevgiden ve özlemden başka bir şey değildi. O, annesinin etekleri altında saklanmak isteyen bir çocuğun güvenini yeniden hissetmek ve yaşamak istediği için, aşk’ a büyük özlem duyuyordu. Kadınların tecavüzlere ve işkencelere maruz kalması Gorki’ yi o zamanlar da çok üzüyordu.
VE YILLAR SONRA GORKİ VE KADINLAR...
Gorki , -Kraliçe Margot- aşkını çabuk unuttu. Kendisinden yaşça büyük, evli ve dört yaşında bir kızı olan Olga Kaminski ‘ye âşık oldu. Olga, kızı ve Maksim Gorki birlikte yaşamaya başladılar .İlişkileri Olga ile aralarındaki kişilik farklılıklarından dolayı fazla sürmedi, dostça ayrıldılar. Olga’dan ayrılıp, Samara’ da yaşamını idame ettiren Gorki, çok geçmeden, Samara Gazetesi’nde yerel konular üzerine yazı yazan bir yazar olmayı mücadeleleri sonucu başarmıştı.
Çok geçmeden aynı gazetede düzeltmen olarak çalışan , on sekiz yaşındaki Ekaterina Pavlovna Voljin’le evlendi, Gorki. İlk çocukları olan Maksim 27 Temmuz 1897 ‘de dünya geldi.Yıllar sonra kızları Ekakerina ( Katyuşa) dünyaya geldi. Gorki, Moskova’da Sanat Tiyatrosu topluluğu tarafından sahnelenecek olan , “ ayaktakımı” nın atmosferine, oyunculara daha yakın olmak için provalara katılmıştı.Provalarda yüksek bir memurun karısı olmasına karşı ülkesi adına verdiği mücadelesinde ödün vermeyen genç , güzel bir o kadar da zeki olan, Maria Fedorovna Andreyeva ‘ya âşık oldu, Gorki.
Gorki, yedi yıllık eşi ve iki çocuğunun annesi olan Ekaterina Peşkov’dan resmen boşanmalarına rağmen , birbirlerine duydukları saygı,sevgilerini en önemlisi dostluklarını hiçbir zaman yitirmediler. Tüm bunlar olurken Gorki ile duygusal ilişkileri başladığı için eşinden ayrılmıştı M. Andreyeva . Gorki de eşinden ayrıldıktan sonra hayatını Maria Andreyeva ile birleştirdi. Maria , birkaç dil bildiği için, yabancı dil bilmeyen Gorki’ye tercümanlık yapıyordu. Gorki, kızı Katyuşa ‘nın veremden öldüğünü M.Andreyeva ile birlikte yaşadığı Kanada sınırı yakınlarındaki Adirondacklardaki kır evinde öğrendi. Maria Andreyeva ile yollarını elli iki yaşında ayıran Gorki, Mara Budbergle birlikte yaşadı başladı. Mara Budbergle birliktelikleri devam eden Gorki, 11 Mayıs 1934’ de araba yarışları ile pul koleksiyonlarına düşkün olan oğlu Maks’ ı kaybetti.Gorki’yi ne aşk ne de evlat acıları mücadelesinde alıkoyabildi.Gorki’nin en büyük aşkı:ülkesine ve hakların eşitliğine olan aşkıydı çünkü.
ÜNİVERSİTE HAYALİ...
Gorki, Kazan ‘ a geldiğinde arkadaşı N.Evreinov’ un evinde kalır.Bu yoksul ve konuksever ailenin ona göstermiş olduğu yakınlıktan çok etkilenir.Bütün istek ve uğraşılarına rağmen üniversite öğrencisi olamayacağını anlayan Gorki, bu iyi insanlara daha fazla yük olmamak için o evden ayrılır.Onların yanından ayrılan Gorki, bir başka öğrenci arkadaşının evine taşınmak zorunda kalır.Gorki’nin peşini açlık ve işsizlik yine bırakmamıştı.Bulduğu her işte çalışan Gorki, sonunda yaşam karşısında yorulur ve biriktirdiği parayla satın aldığı tabancayla yaşamına son vermek ister.İki kez üst üste teşebbüs ettiği intihar girişimleri başarısızlıkla sonuçlanır. Hastahaneden çıkan Gorki’ yi yine zor yaşam şartları beklemekteydi...
VE MAKSİM GORKİ ...
Çeşitli işlerde çalışan, birkaç kez de hapse girip çıkan M.GORKİ, kısa - uzun vadede yolculuklara çıkmak zorunda kalmıştı. Zor yaşam koşulları Gorki’nin özellikle yazarlık konusunda kendisine olan güvenini yitirmesini sağlamıştı.Tiflis’ te zorunlu ikâmette bulunan ve birkaç yıl hapis yatan Aleksandr Kaliyujni, Maksim Gorki’yi yeniden yazması için yüreklendirir. Gorki , bu yaşamı yaşadıklarının imbiğinden geçiren, seviyeli ve sevecen adamdan çok etkilenir. Yıllar sonra Gorki, bu bilge dostuna şunları yazar: (...) “Beni tuhaf bir özgeçmişi olan iri yarı bir genç olarak, eğlendirici ama kuşku verici , işe yaramaz bir serseri olarak görmeden ,iyilik, dostluk dolu gözlerle bakan ilk kişi sen oldun... Senin önünde hiçbir şeyle övünmemek gerektiğini hemen anlamıştım ve bana öyle geliyor ki senin sayende, hayatımda hiç övünmedim. Kendime olan saygımı ya da hayatın karşıma çıkardığı talihsizlikleri hiçbir zaman abartmadım”.(s.80)
“ Tiflis’ e döndüğünde, Kafkaslar’ın hikâyesini kabul ettiğini büyük bir şaşkınlık ve sevinçle öğrendi.” Direk hikâyesini yayımlayacak olan gazeteye koştu. “Orada bir gazeteci, yayınlanacak ilk yazısında kullanmak istediği adı sordu. Tereddüte düştü Aleksey; asıl adı Peşkov, onur kırıcı ve aşağılayıcı geliyordu ona, çünkü Rusça peşka ,” piyon” demekti. İnsan yığınları içinde piyondan başka her şeydi o. “ Keskin dili” nedeniyle babasına Acı adını taktıklarını hatırladı, yani Rusça gorki. Topluma isyan eden genç bir yazar için harikaydı bu isim. Böylece soyadı olarak Gorki, yani “ Acı ya da Keskin” i, ad olarak da Maksim’ i seçti. 12 Eylül 1892’ de Kafkaslar , yazın dünyasında yeni bir isim olan Maksim Gorki’nin hikâyesi “ Makar Çudra” yı yayınladı”.(s.80) Gorki’ nin göçebe hayatının folklorik özgünlüğünü kaleme aldığı “Kafkaslar”lar, Benim üniversitelerim ile başlayan yazın yolculuğu, yıllar sonra onu uluslararası üne sahip Maksim Gorki yapacaktı.
Yıllar sonra Gorki, “Foma, 1899 ‘da Petersburg’daki Hayat gazetesinde yayınladı.Kitap halindeki baskısını ise Çehov’ a adadı.”( s.100) Yazılarının ve romanlarının beğenisi, toplumun odak noktası haline gelmesi dönemin büyük yazarları tarafından kabul edilmesini sağlamıştı. Gorki öykünün babası olan Çehov’ a saygı duyuyordu.Onun yazdıklarından çok etkileniyordu.Çehov ise Gorki’nin sıfatlara düşkünlüğünü, yazın denetimsizliğini , tasvirlerde gereğinden fazla ayrıntıya kaçmasını sürekli Gorki’ ye anımsatıyordu. Bu eleştirileri memnuniyetle kabul eden Gorki’nin, Çehov’dan farklı olan yönünü yazar şöyle özetlemiş: “Ama Çehov sadece çökmekte olan bir toplumun yanlışlarını, saçmalıklarını ve sıkıntısını ortaya koyarken, Gorki, tüm aklını ve tüm kaslarını kullanarak bu çürümüş yapının yıkılmasına yardımcı olmak istiyordu’.(s.100)
RUSYA’NIN TARİHİ OLAN MAKSİM GORKİ
Gorki, o çok sevdiği memleketi Rusya’ dan iki kez ayrılmak zorunda kalmıştı. İlkinde: “1901 ‘ de hükümet, sosyalist propagandaya karşı Ohrana ajanlarının denetiminde işçi örgütleri yaratma düşüncesi geliştirildi.”(s.127) Bu düşünce kısa zamanda Petersburg’ daki fabrika işçilerinin kendi aralarında örgütlenmesini sağladı. Burada amaç, işçi direnişlerini Çar’ ın hizmetinde yönlendirmekti. Çar’a büyük bir ilgi ve sevgi besleyen işçi sınıfı, 9 Ocak 1905’ Pazar günü büyük bir şölen havasında bir miting düzenleyerek Çar’ dan kendilerini himayesi altına almasını,evrensel oy hakkı ilkesiyle kurucu meclis seçilmek istediklerini belirten bir dilekçe sunacaklardı. Çar, kendisine verilen yanlış bilgiler doğrultusunda, önce; Petersburg’ a gelmeyi reddetti sonra da , yürüyüşü durdurmak için askeri güç kullandı.Gorki’nin bu olanlara karşı sert tavrı , dikkatleri üzerinde toplamasını sağladı. Evi arandı, Riga’ da yakalanarak başkentte geri götürülerek iğrenç Piyotr ve Pavel Kalesi’nde hapsedildi. Gorki’nin yakalanması, tepki gösterilerinin sokaklara taşmasına neden olmuştu. Rusya’ da protesto dalgalarının başlamasına neden olan Gorki’ nin yakalanması başta Fransa, Almanya,Avusturalya ve İtalya gibi ülkelerin önemli kişileri tarafından verilen dilekçeler Rus masasında çığ gibi büyüyordu. Gorki, bir ay sonra kefaletle koşullu olarak salıverildi. Gorki, eylem adamlılığını sonuna kadar devam ettiriyordu. 7 Aralık ‘da , Bolşeviklerin başlattığı genel grevinin sonuçları ağır olmuştu. Gorki, bir savaş alanına dönen Rusya’ dan bir daha içeriye girmemesi için ayrılması gerektiği konusunda arkadaşlarının önerilerini yerine getirdi ve memleketinden ayrıldı.
İtalya’da yaşayan Gorki’yi İtalyan yetkilileri Lenin’ in yakın dostu, dava arkadaşı olduğu için istemiyorlardı. Sürgündeyken bir barışık bir küs oldukları Lenin’ le ilişkileri devam etmişti Gorki’nin. İtalya’ da yaşayan Gorki’nin öteden beri süregelen verem hastalığından dolayı tedavi görmesi şarttı.Lenin’ in emriyle tedavi masraflarının tümü parti tarafından karşılanmıştı.Lenin, Gorki” ye yazdığı mektupta: “Dinlen ve iyi bak kendine”, diye yazmıştı.Gorki; aralarındaki tüm fikir ayrılığına rağmen Lenin’ e beslediği içten saygıyı , Stalin’ e karşı hiçbir zaman hissetmemişti. Stalin’in demir gibi iradesinin yanında Lenin’in, yeni bir toplum bilinci oluşturan dehası Gorki için daha önemliydi. Gorki, önce Almanya’ya daha sonra da Berlin’ e gitmek zorunda kaldı. Daha sonraları büyük bir evde ve kalabalık ziyaretçi kabul ettiği Heringdorf ‘ da yaşamını idame ettirdi Gorki. Gorki, ülkesinden uzak 2. sürgününü yaşarken, Sovyetler Birliği çok karışmıştı. Özellikle de Moskava hükümetinin aldığı kararlar onu deliye döndürmüştü. “ 1923’ te Sovyet yetkililerinin karşıdevrimci içeriği nedeniyle halk kütüphanelerinden hemen toplanması gereken yasak kitaplardan oluşmuş bir “ indeks “ hazırladığını öğrendi.Yasaklanan yazarlardan bazıları da Platon, Kant, Schopenhauer, Ruskin, Nietzsche, Taine, Solovyov, Tolstoy ve Lesdov’ du. “.(s.209) Bu uygulamalara çok kızmıştı Gorki, tepkisini Hodaseviç”e şöyle dile getirmişti: “ Böyle bir manevi vampirliğin gerçekten var olduğuna inanamıyorum ve indeks’i kendi gözlerimle görmeden de inanmayacağım.Ama ilk tepkim öyle güçlü oldu ki, Sovyet vatandaşlığından ayrılacağımı bildiren bir mektup yazmaya başladım Moskova’ ya. Eğer bu vahşilik gerçekse ne yaparım? Bilseniz ne kadar büyük bir acı içindeyim!.(s.209)
1924 Ocak ayında Gorki, yakın dostu, dava arkadaşı Lenin’in ölümünü öğrenir ve çok üzülür.Eski eşi Ekaterina aracılığıyla Lenin’in tabutuna konacak çelenge :” Elveda dostum” diye yazdırır.İkinci sürgünlüğü de birincisi gibi yedi yıl süren Gorki 20 Mayıs 1928 yılında ülkesine geri döner.
YENİDEN RUSYA VE MAKSİM GORKİ
Gorki’nin yedi yıl önce bıraktığı Rus rejiminde önemli değişiklikler olmuştu. Gorki, bıraktığı yerden devam etti mücadelesine.Zaman zaman Stalin ’in yanın da , zaman zaman da karşısında yer aldı. Bir çok önemli görevlerde ve sözcülüklerde görev aldı.
Yaşadıklarını kendine özgü üslubuyla yazan Maksim Gorki uluslararası bir üne ulaştı. Sağlığında bir çok önemli ödüller,övgüler... aldı.Nobel Ödülü alması beklenilen Gorki’ye niçin bu ödülü alamadığını Stefan Zweig şöyle açıklamış: “ Kısıtlı bir çevre içinde , bir kez daha istedik size Nobel Ödülü vermelerini, “ diye yazmıştı ona.”.(s.238)
Gorki’nin yaşarken aldığı ödülleri ve Gorki’ye gösterilen sevgiyi anımsayacak olursak: “Edebiyattaki kırk yılını kutlamak amacıyla, bir komite oluşturuldu. Hayatı hakkında ,Bizim Gorki’ miz adlı bir film yapıldı. Leningrad ve Moskova’ daki tiyatrolar, yeni oyunu Yegor Buliyçev ve Diğerleri’ni sahneledi. Sovyetler Birliği’nde bir yurttaşa verilebilecek en yüksek paye olan Lenin Nişanı verildi kendisine. Moskova’da onun adına bir edebiyat enstitüsü kuruldu. Leningrad’ da Gorki, yirmi beş yıl önce Çar’ ın emriyle atıldığı akademiye yeniden üye seçildi. Ve son olarak da en büyük ödül: Nijni Novgorod kenti, yüzyıllardır gururla taşıdığı ismini bırakıp Gorki oldu. Şehrin sakinleri bir sabah uyandıklarında , “Gorkili” olduklarını gördüler.( s.240) ”
(...) “ Ama daha önce hiçbir büyük kente çağdaş bir yazarın adı verilmemişti. Gorki, sağlığında efsane haline gelmişti. Yalnızca edebiyat tarihine değil, coğrafyaya da aitti.’Bugün bir zarfın üstüne ilk kez ‘ Nijni Novgorod’ yerine ‘ Gorki’ yazdım , diyordu.’ Beni utandırıyor , biraz da tatsız bir şey’. “ Sovyet hükümetinin , geleneksel Moskova Sanat Tiyatrosu adına onun adını eklemeye karar verdiğini duyunca da aynı tepkiyi gösterdi.” ( s.240/241)
Gorki’nin en önemli ödülünü anımsamak gerekirse: “ Sovyet Birliği’ndeki pek çok yeni yazar başarısını ona borçluydu. Onlar için Gorki, yazarların babası, ulusun karanlık derinliklerinden gelen bir sihirbazdı ve içinde yazar olma çağrısını duyan herkese yol göstermekle görevlendirilmişti.”( s.244)
GORKİ’NİN ÖLÜMÜ
Gorki, ömrünün son yıllarında vatanı Rusya için yeni , yepyeni bir barış, özgürlük ve demokrasi istiyordu... Stalin’i çok sert hatta halktan uzak buluyordu.Gorki, açlık sınırındaki Rusya için çok önemli görevler üsleniyordu. Bolşeviklerle Rusya’nın uzlaşmasında adeta köprü görevi yapan Gorki; yaşamını ideolojisine adamış, onurlu, dürüst kişiliği sayesinde , hem uluslararası bir üne sahipti; hem de her yazara nasip olmayan saygı görüyordu.Gorki, dostlarından Rusya’ya başta gıda yardımı olmak üzere bir çok konuda yardımların gelmesini sağlıyordu. Ölümüne yakın üzerinde çalıştığı Klim Samgin’in Hayatı’nı bitiremeyeceğine üzülüyordu. Son nefesini verene kadar Gorki:” yaşamak , sadece yaşamak !” demişti. (s.257)
(...)“ 16 Haziran’ da beklenmedik biçimde canlandı ve doktorlarıyla el sıkışıp, ‘ Galiba kefeni yırtıyorum”, dedi. “ Ama sadece kısa süreli bir ertelemeydi bu. Ateşi yeniden yükseldi ve kan tükürmeye başladı.Titrek bir sesle,tüm dünyayı etkileyecek büyük bir felaketten söz ederek sayıklıyordu:’ Savaşlar olacak...Hazırlanmalıyız...’ Pazar günü ,18 Haziran 1936 ‘ da bilincini tümüyle yitirdi.Sabah, on biri on geçe öldü Gorki!”( s.257)
Görki ölmüştü!. Bütün dünya yas içindeydi! Cenazeye önemli devlet adamları ve o çok sevdiği halkı katılmıştı. “ 20 Haziran’da Kızıl Meydan’da ağırbaşlı bir veda töreni yapıldı”( s.258)
Gorki’nin ölümünün akabinde kuşkulara neden olabilecek bazı yorumlar yapıldı.Gorki öldürülmüştü çünkü: “ Gorki , Stalin’in değişmez arkadaşı olduğu için,Troçki onun öldürülmesini istemişti.Yagoda’nın gözetimi altında bu cinayetin işlenmesi,Gorki’nin sekreteri olan ve bir yolunu bulup onun soğuk algınlığına ya da başka bir hastalığa yakalanmasını sağlamakla görevlendirilen Kryuçkov ile hastalarını tedavi etmek yerine ölümünü hızlandıracak olan Dr. Levin ve Dr. Pletnev’e bırakılmıştı”(s259- 260)
Doğrusu Rusya’da özellikle de Stalin döneminde buna benzer davaların biri bitiyor, diğeri başlıyordu. Konuya ilişkin yargılanan ve 1948 yılında bir toplama kampına gönderilen Dr.Pletnev , kamp revirinde asistanı olan Brigitta Gerland’a yaptığı itirafta: Gorki’nin Stalin’in emriyle öldürüldüğünü söyledi.” ( s.261)
Sadece kendi ülkesinde değil, uluslararası edebiyat tarihine mal olmuş ve ömrünü yaşadığı ülkenin yazgısını değiştirmeye adamış,yaşamı boyunca hakların ve halkın yanında yer almış, dava arkadaşlarının yanlışlarına “ yanlış” diyerek tepkisini ifade etmekten çekinmemiş,birçok yazarın, eleştirmenin ve ressamın yetişmesinde etkisi ve katkısı olmuş, yazdıklarını yaşadıklarıyla tamamlamış ,eşitler arasında paylaşmaya dayalı bir toplum bilinci yaratmayı/yaşatmayı ilke edinmiş gerçek bir aydın, mücadele adamı yazar Maksim Gorki( keskin acı) Biyografisini, Henri Troyat’nın kaleminden okumak ,insanın; yaşamını/yaşadıklarını , sorumluluklarını niçin/neden sahiplenmesi gerektiğini bir kez daha, okura anımsatan ve güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyecek olan bir eser.
*henri troyat/gorki/telos yayıncılığı/çeviren: özden arıkan/267 s.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder