26 Ağustos 2016 Cuma

NIETZSCHE WAGNER’E KARŞI

 
 
 
 
 
 
 
 
NIETZSCHE WAGNER’ E KARŞI
Bedriye KORKANKORKMAZ

 
Bir Ruh Bilimcinin Yazıları
( 1)
 
            Nietzsche,  ilk yapıtı sayılan Tragedya’nın Doğuşu’unda ( 1871) yaşamında ve yapıtlarında önemli izi olan yakın dostu Richard Wagner’in kendisine ve müziğine dair  birçok uyarılarda bulunmasına  karşın  Wagner’i açıkça övdüğü bir gerçektir Nietzsche’ nin.  her iki eseri de  bir dostuna  yazdığı  açık mektup niteliğini taşıyor.
Nietzsche, R.Wagner’in  diğer sanatçılardan her alanda daha derin acı çektiği  için üstün olduğunu ve Wagner’in yaptığı müziğe  kendisinin de hayran olduğunu, bu hayranlığının Wagner’e  ve Wagner’in  müziğine  karşı olmayacağı  anlamına gelmediğini  belirtiyor.
Nietzsche, kendi vücudunun bir müzikten beklentisinin  ne olduğunu  soruyor kendisine  önce. Sonra kendi  vücudu, iç organlarıyla nasıl bir bütünlük sağlıyorsa müziğin de insan ruhunda aynı bütünlüğü sağlaması gerektiğine inanıyor. Tam da bu nokta da Wagner’e karşı çıkıyor. Wagner müziğinin refahlaştırıcı etkisinin  olduğunu ancak , müzik ruhunun  olmadığı savunuyor. Nietzsche,  Wagner’in müziğini dinlemek için Gérandel pastillerine gereksinim duyduğunu söylüyor.Wagner’in müziği Nietzsche’nin  bir müzikten beklentisini karşılamadığı anlaşılıyor  ünlü filozofun yakınmalarından.
            Bir müzikten beklentisinin  müziğin  yaşamın  kurşun gibi ağırlığını  altın, yumuşak  yağ gibi ezgilerle yok edilirmiş gibi bir gücü uyandırmasını istiyor kendisinde. Ruhunun derinliklerinde karamsarlığını  ve kusursuzluğunu,  huzursuzluğunu …dinlendirmediği için, Wagner’in müziği  kendisini hasta  ettiği için öfke kusuyor Wagner’e.    
         Nietzsche, Wagner ‘ in,   “ sonsuz melodi”  anlayışıyla  tüm zaman güç ve biçim  uygunluğunu
bozmak istediğini söylüyor. Bu anlayış    eski kulaklara , ritim,  bir karşıtlık ve can sıkıcı unsurlar olarak bir buluş zenginliğine sahip olması ünlü filozofu  müzik adına endişelendiriyor. Çünkü  bu anlayış bir öykünmedir. Bu tür içeriği özünde barındıran bir beğeninin egemenliğine hizmet eden ritim duygusunun tamamen yozlaşması, ritmin yerinin  müzikle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir karmaşanın alması sonuç olarak müzik için boyutları tahmin edilemeyecek denli büyük tehlikelerin ortaya çıkmasını sağlayacağını belirtiyor.
            Nietzsche, Wagner’in müziğine  niçin   karşı olduğunu şöyle açıklıyor: “Her sanat, her felsefe, gelişen ya da batan yaşam için bir ilaç, bir çare olarak görülebilir: Ama hep acıları ve acı çeken insanları şart koşar bunlar. Ancak iki tür acı çeken insan vardır: Coşku dolu bir sanatı arzulayan ve aynı ölçüde de yaşamı trajik gören biri yaşamın doluluğundan ötürü acı çeker; diğeri ise yaşamın yoksullaştırılmasından ama huzuru, sessizliği, sakin bir denizi hem de  sanatın ve felsefenin  büyüsünü, kramplarını, uyuşturucu gücünü de arzular. Yaşamın kendisinden öç alma –böyle yoksullaştırılmış kişiler için büyünün en fazla zevk veren biçimi!.. Bu sonuncunun her iki gereksinime Wagner de Schopenhauer de çok uygun. Her ikisi de   yaşamı yadsıyor, sakatlıyor. Bu nedenle  her ikisi de benim karşıt kutuplarım”(s. 26-27).
            Bir zamanlar hayranı olduğu dostu Wagner’in  Nietzsche’yi hayal kırıklığına uğratması  Nietzsche’yi  kendi içinde özgürleştiriyor. Çünkü Nietzsche  dostu Wagner’e tapıyordu adeta. Acı çeken bir özgürlüktü bu… Nietzsche’nin  Wagner’den ayrılmasına sebep olan olay şu; Wagner, umarsız ve yıkık bir durumda Hıristiyanlığın Haçı önünde diz çöktü.  Bu dehşet verici  bir oyundu en önemlisi kendisine karşı olan güvenini yitirmişti  Nietzsche.  Bu olayda Nietzsche gerçekte Wagner’e değil Wagner’den başkasına değer verdiğini anladığı için kendisine çok kızgındı.
Nietzsche kendisini bir ruhbilimci olarak algılıyor. Bir ruhbilimci olarak Nietsche’yi acıdan boğan durum sizin de tahmin ettiğiniz gibi yüce  değerlere sahip insanların bozulmasını, çöktüğünü görmek ve bu çöküşleri yaşayan insanların  asil  değerlere sahip insanlar olmasının istisna olmaktan çıkması,  yani bir kural halini alması…
Nietzsche’ye acı gelen şey,   kendisi gibi bir ruhbilimcinin sık sık böyle  yüce değerlere sahip insanların çöküşlere tanık olmasından duyduğu azap  bir yana, günün  birinde  bu çöküşlerin asıl nedeninin  kendisinin olduğunu,  en önemlisi kendisinin  de  aynı yüce duygulara sahip insanlar gibi yozlaşacağını anlamasıdır. 
Nietzsche’nin acıdan boğulmasındaki başat etken, kendisini yabancılaşmaya karşı koruma içgüdüsüdür. Bu içgüdünün içindeki  güçlü sarsıntı  Nietzsche’yi Wagner’in karşıtı yapıyor.
Nietzsche haklı olarak derin acıların insanı diğer insanlardan hem farklılaştırdığını hem de seçkinleştirdiğini söylüyor.
Ve Nietsche riyadan arınmış, hakikate ermiş ruhların insana huzur vermeyen acı serüvenini anlatıyor. Hakikate eren ruhlar, her şeyi tüm çıplaklığıyla görmek, olaylara tanık olmak, her şeyi anlamak ve bilmek, istemeyi  dahi edebe uygun düşen bir anlayışla yaptıklarından  böyle ruhların iflah olmayacağına inanır Nietsche. Çünkü böyle ruhlar, çağdaş düşüncenin ve acının en yüksek tepesine tırmanıp etrafa  baktıkları ve aşağısını böyle bir tepeden  gördükleri için …
 
WAGNER OLAYI
Bir Müzisyen Sorunu
( 2)
Nietzsche, eserin  Önsöz’ünde “Bir filozofun kendisinden ilk ve son beklentisi nedir? diye soruyor kendisine. Sorduğu soruya şu yanıtı veriyor: “ Kendi içerisinde çağını aşmak,   zamana bağımlı olmamak. O halde filozof bu amansız savaşımını ne ile gerçekleştirecek? Çağının insanı olmakla” (49).
Öyle ise bir filozof önce çağının insanı olmalıydı. Çağının insanı olması  Nietzsche ile Wagner’i eşitliyordu. Nietzsche de çöküş çağında yaşadığına  göre  bu gerçek Nietzsche’yi  de Wagner gibi çöküş insanı yapıyordu. İşte bu gerçeğe karşı çıkıyordu Nietzsche. Daha doğrusu kendisini böyle bir çöküşten kurtarmak istiyordu. Çöküş çağında yaşayan bir insan olarak kendisini  koruması için çöküşün asıl nedenlerini keşfetmesi gerekiyordu Nietzsche’nin. Çöküşün birinci nedeni  ahlak değerlerinin arkasına en kutsal adların ve  en yüce değerlerin saklanması gerçeğinin dayattığı bir sonuç olarak ahlakın  bu anlamıyla yaşamı yadsımasıydı.Nietsche’nin bir hastalık hali olarak betimlediği çöküş çağının insanları olan  Wagner , Schopenhauer ile birlikte tüm modern insanlığın, yazık ki,  bu çöküş hastalığa tutulduğunu söylüyor.  
Nietzsche’nin kendisini bu hastalıktan kurtarması gerekiyordu. Bu yüzden çağdaş ve çağa uygun her şey yabancılaşmanın tekelindeydi. Nietzsche’ye bir filozof olarak  yaşadığı çağa karşı kendisini suçlu hissediyordu. Bunun için de çağının en iyi bilgisini edinebilmesi için kendisini  bu tür hastalıklardan koruması gerekiyordu. Çünkü o’nun  içinde yaşadığı çağa karşı sorumlulukları vardı ve o, sorumluluklarına Nietzsche bilinciyle sahip çıkmalıydı.
            Nietzsche, Wagner’in müziğine Bizet’nin başyapıtını dinledikten sonra katlanamadığını söylüyor. Bizet’yi yirmi kez dinlediğini ve her dinlediğinde  bu yapıtın kendi bütünlüğü içerisinde bir başka başyapıta dönüştüğünü, en önemlisi Bizet’nin bu başyapıtını dinlerken kendisini daha bilgili ve daha iyi bir filozof olduğunu hissettirecek denli güçlü bir etkiyi ruhunda hissettirdiğini söylüyor Nietzsche.
             Nietzsche’nin  Wagner’i çöküş çağı sanatçısı olarak gördüğünü belirmiştik yukarıda.  Wagner’in  bir çöküş çağı sanatçısı olarak dokunduğu her şeyi hasta etmesi kaçınılmazdı ünlü filozofa göre. Yine ünlü filozofa göre çöküş çağı sanatçısı olarak Wagner müziği hasta eden adamdı. Wagner  iyi müzik yapmaktansa  daha kolay olduğu için kötü müzik yapmayı tercih etmişti. Sırf bu yüzden kitleleri arkasından sürüklüyordu Wagner. Çünkü Wagner’in güce, yüceliğe, derinliğe  zafere ihtiyacı vardı. Nietzsche’nin bu konuda yorumu şöyle: “Bizi yerlere seren güçlüdür, bizi yücelten tanrısaldır; bize bir şeyler sezdiren  derindir”(s.62).
            Nietzsche, güzelliğin  güç olduğunu belirtikten sonra güzel bir melodiyi de  tıpkı güzellik gibi tehlikeli bulduğunu söylüyor.
Wagner’in yaptığı da buydu ünlü filozofa göre. Güzel bir melodi, gençlerin kendi ideallerinden  farklı olduğundan, gençleri ahlaksız ideallerin peşinden sürükleyebilme gücünün  olması toplumsal boyut kazandırıyordu olaya. Bu türden ahlaksızlıklardan kendini korumanın tek bir yolu vardı:  Nietzsche öğretilerine uygun  idealist olmak…
            Wagner gibi sanatçıların sayesinde müzisyenlik sanatının giderek bir yalan söyleme yeteneği halini aldığını, Wagner ve Wagner gibilerin, sanatın ve sanatçının çöküşüne çanak tuttuğuna inanıyor ünlü filozof.
 Wagner’in kendisine özgü bir ilkesinin olmamasını, Wagner’ e bağlılığın kültür üzerindeki etkisini şöyle irdeliyor Nietzsche: “Wagner’in  geliştirdiği  bu hareket  gerçekte kimi ön plana getirdi? Bu hareket  neyi durmadan büyütmeye çalıştı? – Her şeyden önce uzman olmayan, bilgisiz  kişilerin  ve sanat  budalalarının  kasılıp durmalarını. Bunu şimdi dernekler  düzenliyor”( 79).
Ünlü filozof Wagner’e  niçin savaş açtığını ise şöyle açıklıyor: “Bu yazıda Wagner’e  karşı bir savaş açıyorsam,  bu savaş aynı zamanda Alman  beğeni biçimine de  karşı .-Beyreuth  ahmaklığını  bu denli sert eleştirmekle, en azından  diğer bazı müzisyenleri bir festival havasına sokmak istiyorum. Wagner’e  karşı  diğer müzisyenler  hiç dikkate alınmıyor. Bu da  çok kötü. Çöküş genel nitelikli. Hastalık  çok derinlerde.(…) Wagner de müziğin yol oluşunu anımsatan  bir ad olarak kalacak ama o bu yok oluşun nedeni değil. Wagner, yalnızca yok oluşu hızlandırdı- insanı birden bire dehşet içerisinde bir uçurumun kenarına getirir gibi, açıkça yaptı bunu”(84).
        Özetle her iki eserde de Nietzsche’nin Wagner’e bu denli yüklenmesinin asıl nedeni  gerçekte Wagner’e değil de, Wagner’den başkasına değer verdiğini anlaması, Wagner’in Almanlar’a özgü bir müzik yaptığına inanması, Wagner’in merhamet dilemek için Hıristiyanlığın Haçı önünde  umarsız ve yıkık bir durumda diz çökmesi, Batılı aydınların cesaretini yitirten  çöküş çağının temsilcileri olmasına öncülük etmesi...    Bu ve buna benzer haklılıkları Nietzsche’yi Wagner’in karşıtı yapıyor.
       Nietzsche’nin Wagner’e tepkisinin altında yatan asıl nedenin, Wagner ve  Wagner gibi toplumsal yabancılaşma  ( çöküş )  hastalığına yakalanmış sanatçılara rağmen önce kendi içerisinde   çağını aşmak  sonra , kendisinden ilk ve son beklentisi olan  çağının filozofu olma  isteğini   -Nietzsche farkıyla gerçekleştirmesidir  bana göre.
           
           
*FRİEDRİCH NIETZSCHE. NIETZSCHE WAGNER’ E KARŞI
Bir Ruh Bilimcinin Yazıları, WAGNER OLAYI Bir Müzisyen Sorunu. Çev. M.Osman Toklu, Ara Yayınevi, s.91.
“Nıetzsche Wagner’e Karşı” Bireylikler Mayıs-Haziran 2007-s.35-36
 *Cumhuriyet Kitap.18.Ekim.s.30.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder